Yahu bu bankacılık sizi öyle bir hale getiriyor ki, sistemin içinde körelip gidiyorsunuz. Dışarıda başka hayat yokmuş gibi davranıyorsunuz. Hele bir de konut krediniz varsa sistemin dışına çıkmayı bırak, göz ucuyla bile bakamıyorsunuz. Ben asla böyle olmadım. İşimi her zaman çok iyi yaptım. Ancak zamanı geldiğinde, çoğu bankacının cesaret edemediğini yapıp, sistemin dışına çıktım.
Bu yazıyı neden yazıyorum biliyor musunuz? Neden istifa ettim yazımı doğru düzgün okumayıp, diğer yazılarıma bakmayıp, benim pişman olduğumu düşünenler olmuş.
Arkadaşlar, ben coğunuz gibi senelerce bir ot gibi davranıp işe git gel yapmadım. İleri düzey İngilizcem var, banka bana tam 11 sene boyunca bundan dolayı ek ücret ödedi :) Bir çok hobim var, ufak tefek de olsa bunlardan gelir sağladım zaman zaman, gezdim gördüm, iletişim becerim yüksek. KOSGEB girişimcilik belgesine sahibim , hem elde hem de bilgisayarlı modelistlik sertifikalarım var. Daha sayayım mı? Hiç bir zaman bankadan ayrılırsam işsiz kalırım diye düşünmedim . Beni en çok ne mutlu eder diye düşündüm ve esnaflığa adım atmaya çalıştım. Hem de çoğunuz tatil için bile yurtdışına çıkmamışken, pasaportu bile yokken ben bunu yurtdışında yapmak istedim. Banka da yeteri kadar çalıştığıma kanaat getirdim ve mutlu olmadığımı hissettiğim zaman, çoğunuz gibi, imkanı olduğu halde , sırf yeri belli olsun, statü sahibi olayım diye sabah 9, akşam 6 işe gidip gelmeyi reddettim.
Şunu net olarak söyleyeyim, ben bankadan istifa ettiğim için pişman değilim, bu yeni iş ve yeni hayat macerasına, yeteri kadar araştırma yapmadan atladığım için bir miktar pişmanım . Keşke daha planlı programlı ve daha net bir şekilde bu işe kalkışsaydık diyorum. Bu yazılarımı da, aman sakın istifa etmeyin diye yazmıyorum. İstifa ettikten sonra sizi neler bekliyor bilin diye yazıyorum. Özellikle kendi işini kurak isteyenler varsa faydalansın diye yazıyorum. Delirttiniz beni .... Zamanı gelince şubeden ya da bankadan arkadaşlarımla ilgili de yazacağım, bilginiz olsun. Çünkü maalesef hala ama hala zahmet edip bişeyler okumayıp, araştırmayıp, kendini geliştirmeyip, sadece interneti facebook ve Instagram zanneden sığ insanlarla dolu bu sektör. Bari siz yapmayın....
Tabii ki bu arada zorluklar yasadik. Psikolojimiz zaman zaman bozuldu. Maddi anlamda zorlandik, cogunuzun hayal bile edemeyeceği maddi kayiplara ugradik. Ama cok sukur cevremizde iyi insanlar da vardi ve hep destek oldular. Mesela komşumuz bu surecte bize en cok yardimci olan kişi oldu. İleri de bundan da bahsedecegim. Aslında herseyden bahsedecektim tek tek ama masallah hizla arkamdan oyle seyler soylenmis ki dayanamadim ve yazdim....
Bir de şu konu var ki, pişman olsam inanın dönerdim, çünkü bir kere istifa etmemem için çok istek yapıldı :) Sonrasında da geri dönmem için çok çağrı yapıldı, ama dönmedim ve bu sektöre geri dönmek istemediğimi söyledim. Ve şunu da ekleyeyim, şu an zaten bir işim var , hem sgk lıyım hem de maaşlı :) Hakkımdaki şeyleri merak ediyorsanız lütfen bana sorun, saçma sapan konuşmayın.
Bankacilik iğrenç allah kahretsin falan da demiyorum. Bir cok avantaji var. Mesela 2 dogumumu da en guzel hastanelerde yaptim. Hic bir ay , ya bu ay maasim yatmazsa diye endise duymadim. Bir cok insanla tanistim, guzel dostluklarim oldu. Benim kızdığım bir diğer nokta da bu aslinda. O kadar iki yuzlu insanlar var ki, bankaya her gun lanet edip, mutsuzum diyip, maddi gücü de olmasina ragmen bitakip gitmeyenlerden bahsediyorum. Arkadas, o kadar mutsuzsan sevmiyorsan neden duruyorsun ? Baskasinin hakkini da yiyorsun. Belki o ise, o pozisyona senden daha cok ihtiyaci olan insanlar var ? Belki o isini severek yapacak ? Neden engel oluyorsun ve nankörlük yapiyorsun ? Ben bunu da kaldıramıyorum.....
Su an ne iş yapıyorum , iş bulmam ( daha doğrusu işin beni bulması ) ne kadar sürdü, nasıl çalışma şartlarına sahibim, zamanı gelince anlatacağım. Çok sinirlendim çünkü zamanında elinden tuttuğum, işinden olmasını engellediğim, hobi ve vasıf sahibi yaptığım bazı insanların, arkamdan konuşmasına dayanamadım....
Bu arada zaman ne getirir belli olmaz, o yüzden kimse büyük konuşmasın, buna ben de dahil.....
Beni izlemeye devam edin, daha neler var neleeer........
Pişmanlık değil, yol gösterici tavsiyeler için yazıyorum ....
hesap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hesap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2019 Çarşamba
İSTİFA ETTİĞİM İÇİN PİŞMAN MIYIM?
Etiketler:
banka,
bankacı,
bankacılık,
beyaz yaka,
blogger,
budva,
gelecek,
hesap,
istifa,
iş kurma,
Karadağ,
kosgeb,
kotor,
kredi,
mevduat,
Montenegro,
müşteri,
yeni hayat,
yeni müşteri
9 Mart 2019 Cumartesi
YAPILAN HATALAR DİZİSİ - 4
Kendim yapacaklarıma o kadar inanmıştım ki, çevremi de inandırmıştım. Yani derler ya önce kendine inan, bu kısımda benim zerre sıkıntım yoktu. İnanıyordum ve başaracaktım. Kız arkadaşlarımla sürekli yapacaklarımdan konuşuyorduk, onlar da benimle aynı sektörde oldukları için benim kurtulmam konusunda tam desteklerdi.
Yani şöyle, bir bankacı istifa ettiğinde, diğer bankacılar kurtuldukları için sevinirler. Mesela ben bankadan ayrıldığımı sosyal medyada yayınladığım zaman, altına gelen yorumların hepsi hayırlı olsunlar ve darısı başımızalarla doluydu. Kimse hadi ya, neden ayrıldın falan yazmamıştı. İşte buradan da anlaşılacağı üzere , bir bankacı işten ayrılırsa herkes sevinir ve tebrik eder. Ama kendileri ayrılma cesareti gösteremez.
Kimisi için banka bir statüdür. Yani işe ve paraya ihtiyacı olduğu için değil de, bir yere ait olma isteği ile çalışır insanlar. Çünkü her sabah uyanmak için bir sebeptir banka. orada sosyalleşmektedir. bankadan çıktığı anda hayatı biter, çünkü senelerce kurumsal çatı altında kendisini geliştirmemiş, tabiri caizse bir ot gibi işe gidip gelmiştir. hayatından bankayı çıkarınca geriye bir sebep kalmayacaktır. Benim gibilerse azdır. İş te çalışmayı hiç bir zaman bir amaç olarak görmedim. yapmak istediklerimi yapmak için para kazanmak zorundaydım. Hobilerim vardı, görmek istedğim yerler vardı.... ve bunların hepsi için para kazanmak gerekiyordu. Ben çalışmayı bir amaç değil, bir araç olarak seçmiştim.
Evet benim gibiler azdı, ama benim gibileri gazlayan çoktu :) Herkese o kadar net anlatıyordum ki olacakları, herkes benimle birlikte inanıyordu ve beni gazlıyordu. İşte aslında herkese herseyi anlatmak da bir noktada iyi değil. Biraz sakin olmak lazım. Çünkü anlattıkça, konuştukça kendini daha da inandırıyorsun ve objektif olarak düşünemiyorsun. çevrendeki arkadaş, eş, dost da senin başarmanı o kadar çok istiyor ki , onlar da olayların kötü yönünü görmek istemiyor. Zaten göstermek isteseler de, seni inandıramıyorlar.....
Etiketler:
banka,
bankacı,
bankacılık,
beyaz yaka,
blogger,
budva,
çocuk,
hesap,
istifa,
iş kurma,
Karadağ,
kosgeb,
kotor,
mevduat,
Montenegro,
müşteri,
nasıl para kazanırım,
yeni müşteri
YAPILAN ATALAR DİZİSİ - 3
İşin başında durmak, adım adım her şeyi bizzat takip etmek o kadar önemli ki.... Sizin hayalinizi sizden iyi kimse bilemez ve hayata geçiremez. Eşiniz dahi olsa bu böyle.
2 çocukla olunca, Budva da bazı şeylerle ben ilgilenemedim maalesef. bazı insiyatifleri eşime bıraktım. Kendisi harcamayı çok seven ve hesap tutamayan birisi olduğu için, orada fazlasıyla masrafa girdi. herşeyin iyisi olsun istedi. ve en önemlisi herşeyi olmuş kabul edip öyle davrandı.
Bu başarısızlıkta tabii ki bütün suçu eşime yıkmıyorum. Ama işin başında duramadığım için maalesef sorumluluğu paylaşıyorum.....
2 çocukla olunca, Budva da bazı şeylerle ben ilgilenemedim maalesef. bazı insiyatifleri eşime bıraktım. Kendisi harcamayı çok seven ve hesap tutamayan birisi olduğu için, orada fazlasıyla masrafa girdi. herşeyin iyisi olsun istedi. ve en önemlisi herşeyi olmuş kabul edip öyle davrandı.
Bu başarısızlıkta tabii ki bütün suçu eşime yıkmıyorum. Ama işin başında duramadığım için maalesef sorumluluğu paylaşıyorum.....
YAPILAN HATALAR DİZİSİ -2
Yapılan bir başka hata da , başkalarının hayatlarına özenme ve karşındakini ya küçük görme ya da o yapıyorsa ben de yaaprım düşüncesi ile hareket etmek oluyor.
Öncelikle biz Budva da dolaşırken, dükkanlarda satılan ürünlerin fiyatlarına baktık. İnanılmazdı, Türkiye de 10 TL ye satılan ürünler orda 50 EUR ya satılıyordu. Kar marjları başımızı döndürmüştü. Bu esnaflar bu karları yapabiliyorsa biz neden yapamayacaktık ? hatta biz daha kaliteli ürünler getirecek, oradaki kaliteyi arttıracaktık. Henüz maliyet hesabı tam olarak yapmadığımız için bize çok basit geliyordu. Oradaki bie esnaf , bize en fazla maliyeti 50 tl olan ürün getirin dediği zaman bizi kıskanıyor, çok iş yapmamızı istemiyor diye düşünmüştük. Aslında haksız sayılmazdık. Çünkü esnaflıkla ilgili bilmediğimiz o kadar çok şey vardı ki. Mesela biz Türkiye den bir markanın bayiliği için görüşüyorduk. Ve hangi marka olduğunu orada söylemiştik. Söylemememiz gerektiğini sonradan öğrendik. Çünkü Budva da bize o marka ile anlaşmamamız gerektiğini, maliyetin altından kalkamayacağımızı söyleyen Kuşadası esnafı, aynı marka ile kendisi görüşüyormuş. Bunu marka sahibinden bizzat öğrenmiştik. Kimseye güvenmememiz gerektiğini orada anladık.
İkinci bir nokta, ben tam bir Alev Şenol hayranıyım. Sosyal medyada kendisini hayranlıkla takip ediyorum. hatta bir sefer yaşadığımız yere geldiğinde kendisiyle görüşmeye ve tanışmaya bile gitmiştim. kendisi bana tavsiyeler vermiş, ancak ben kendisini dinlemeden hareket etmiştim. Madem dinlemeyeceksin neden soruyorsun değil mi? İşte insan olaylara , nasıl olmasını istiyorsa öyle yaklaşıyor, bazen kendisini dışarıdan gelen uyarı ve tavsiyelere kapatıyor. Biz buna akıl tutulması da diyoruz. Tam da yaşadığımız buydu.
Alev Şenol, o kadar hızla büyüyordu ki, ve tam da benim hayal ettiğim gibi büyüyordu. ben modelistlik kursuna, kişiye özel ölçülerde kalıp çıkarabilmek için gitmiştim, o da tam olarak bunu yapıyordu. uzaktan ölçü sistemiyle çalışıyor, kişiye özel sipariş alıyordu. Ben neden yapamayayım diye düşünüyordum, ama onun 6 senedir verdiği mücadele detaylarını hesaba katmamıştım. Velhasıl, özenmek güzel ama bilinçsiz hareket etmek çok da güzel olmamıştı.
Bir de Kaan Sekban vardı. Bankacılığı bırakmış, ve komedyen olmuştu. Hayallerini nasıl gerçekleştirdiğini adım adım izliyordum. hepsi üst üste gelmişti. Bunlar bir işaret olmalıydı. Ama işte işaretleri doğru takip etmek gerekiyordu ve ben bu kadar yaklaşıp, sonuca ulaşamamıştım.....
Öncelikle biz Budva da dolaşırken, dükkanlarda satılan ürünlerin fiyatlarına baktık. İnanılmazdı, Türkiye de 10 TL ye satılan ürünler orda 50 EUR ya satılıyordu. Kar marjları başımızı döndürmüştü. Bu esnaflar bu karları yapabiliyorsa biz neden yapamayacaktık ? hatta biz daha kaliteli ürünler getirecek, oradaki kaliteyi arttıracaktık. Henüz maliyet hesabı tam olarak yapmadığımız için bize çok basit geliyordu. Oradaki bie esnaf , bize en fazla maliyeti 50 tl olan ürün getirin dediği zaman bizi kıskanıyor, çok iş yapmamızı istemiyor diye düşünmüştük. Aslında haksız sayılmazdık. Çünkü esnaflıkla ilgili bilmediğimiz o kadar çok şey vardı ki. Mesela biz Türkiye den bir markanın bayiliği için görüşüyorduk. Ve hangi marka olduğunu orada söylemiştik. Söylemememiz gerektiğini sonradan öğrendik. Çünkü Budva da bize o marka ile anlaşmamamız gerektiğini, maliyetin altından kalkamayacağımızı söyleyen Kuşadası esnafı, aynı marka ile kendisi görüşüyormuş. Bunu marka sahibinden bizzat öğrenmiştik. Kimseye güvenmememiz gerektiğini orada anladık.
İkinci bir nokta, ben tam bir Alev Şenol hayranıyım. Sosyal medyada kendisini hayranlıkla takip ediyorum. hatta bir sefer yaşadığımız yere geldiğinde kendisiyle görüşmeye ve tanışmaya bile gitmiştim. kendisi bana tavsiyeler vermiş, ancak ben kendisini dinlemeden hareket etmiştim. Madem dinlemeyeceksin neden soruyorsun değil mi? İşte insan olaylara , nasıl olmasını istiyorsa öyle yaklaşıyor, bazen kendisini dışarıdan gelen uyarı ve tavsiyelere kapatıyor. Biz buna akıl tutulması da diyoruz. Tam da yaşadığımız buydu.
Alev Şenol, o kadar hızla büyüyordu ki, ve tam da benim hayal ettiğim gibi büyüyordu. ben modelistlik kursuna, kişiye özel ölçülerde kalıp çıkarabilmek için gitmiştim, o da tam olarak bunu yapıyordu. uzaktan ölçü sistemiyle çalışıyor, kişiye özel sipariş alıyordu. Ben neden yapamayayım diye düşünüyordum, ama onun 6 senedir verdiği mücadele detaylarını hesaba katmamıştım. Velhasıl, özenmek güzel ama bilinçsiz hareket etmek çok da güzel olmamıştı.
Bir de Kaan Sekban vardı. Bankacılığı bırakmış, ve komedyen olmuştu. Hayallerini nasıl gerçekleştirdiğini adım adım izliyordum. hepsi üst üste gelmişti. Bunlar bir işaret olmalıydı. Ama işte işaretleri doğru takip etmek gerekiyordu ve ben bu kadar yaklaşıp, sonuca ulaşamamıştım.....
YAPILAN HATALAR DİZİSİ - 1
Evet , neredeyse bütün beyaz yakalılar , o plaza hayatından, kurumsal hayattan bir şekilde kurtulmak istediklerini dile getirirler. Ben de öyleydim, hem de son zamanlarda o kadar çok söylüyordum ki, yakın arkadaşlarım doğum iznimden geri dönmeyeceğime kesin gözüyle bakıyordu. Dönmedim de....
Hem de plansız programsız da değil, planımız vardı, hatta herseye hazır gözüyle bakıyorduk. Ama işte hatayı burada yapmıştık. Hazır gözüyle bakıyorduk, oysa ki hazır değildi, yani değilmiş... Hiç Ummadık aksaklıklar geldi başımıza . Ever buna karşı da B planımız vardı ama meğer onun da detaylarını tam araştırmamışız. Belki sen de duymuşsundur, bir Karadağ - Montenegro muhabbetidir aldı başını gidiyor. Biz buna 2 senedir kafa yoruyorduk. Neyse bu maceramızı da detaylı olarak sonraki postlarda anlatacağım.
Gelelim konumuza , yapılan hatalar dizisinin ilki; bana göre herseyi oldu kabul etmek ve öyle davranmak. Arkadaşım, eğer işini bırakmaksa niyetin ve babanın sana vereceği milyonları yoksa, sakın ama sakın herseyini tam olarak ayarlamadan işinden ayrılma. Gerekirse ücretsiz izin al, rapor al yap bir şeyler ama işinden ayrılma . İnan hersey para. O Instagram da gördüklerin , havalı bloglarda okudukların gerçek değil. Herkes şanslı değil, ya da senin 10 dakikanı ayırarak okuduğun şeyleri o insanlar seneler süren mücadeleler sonucunda elde ediyor. Buna inan....
Ben sıkı bir Alev Şenol takipçisiyim. Kim bu kadın derseniz, sosyal medyada çok aktif, ve bugünkü yerine tırnaklarıyla kazıya kazıya gelmiş bir kadın. Kendisine , enerjisine hayranım. Bir gün yaşadığımız yere tatile gelmişti. Ben de koştur koştur yanına gitmiştim. Konuştuk, tanıştık, planlarımdan biraz bahsettim. Bana dedi ki , sakın işini bırakma . Önce hobinden para kazanmaya başla, ondan sonra elde ettiğin kazanç , aylık olarak maaşına denk gelmeye başlasın. Denk geldiği yerde de bırak. Ama ben onu dinlemedim. Madem dinlemeyeceksin neden akıl alıyorsun kadından değil mi? Ama işte, bazen akıl tutulması, basiret bağlanması gibi şeyler yaşanabiliyor. Biz de karı koca bunları bolca yaşadık. İlerleyen postlarda bunları da anlatacağım.
Sonuç olarak; eğer maaşlı işinizden ayrılacaksanız, iyi düşünün. Diğer yapacağınız iş, ya da hobinizle para kazanacaksanız, bu kazanç, size maaşınız kadar para getirecek mi ? Eğer cevap hayırsa, istifa edene kadar, mevcut işinizle birlikte yürütün.....
Hem de plansız programsız da değil, planımız vardı, hatta herseye hazır gözüyle bakıyorduk. Ama işte hatayı burada yapmıştık. Hazır gözüyle bakıyorduk, oysa ki hazır değildi, yani değilmiş... Hiç Ummadık aksaklıklar geldi başımıza . Ever buna karşı da B planımız vardı ama meğer onun da detaylarını tam araştırmamışız. Belki sen de duymuşsundur, bir Karadağ - Montenegro muhabbetidir aldı başını gidiyor. Biz buna 2 senedir kafa yoruyorduk. Neyse bu maceramızı da detaylı olarak sonraki postlarda anlatacağım.
Gelelim konumuza , yapılan hatalar dizisinin ilki; bana göre herseyi oldu kabul etmek ve öyle davranmak. Arkadaşım, eğer işini bırakmaksa niyetin ve babanın sana vereceği milyonları yoksa, sakın ama sakın herseyini tam olarak ayarlamadan işinden ayrılma. Gerekirse ücretsiz izin al, rapor al yap bir şeyler ama işinden ayrılma . İnan hersey para. O Instagram da gördüklerin , havalı bloglarda okudukların gerçek değil. Herkes şanslı değil, ya da senin 10 dakikanı ayırarak okuduğun şeyleri o insanlar seneler süren mücadeleler sonucunda elde ediyor. Buna inan....
Ben sıkı bir Alev Şenol takipçisiyim. Kim bu kadın derseniz, sosyal medyada çok aktif, ve bugünkü yerine tırnaklarıyla kazıya kazıya gelmiş bir kadın. Kendisine , enerjisine hayranım. Bir gün yaşadığımız yere tatile gelmişti. Ben de koştur koştur yanına gitmiştim. Konuştuk, tanıştık, planlarımdan biraz bahsettim. Bana dedi ki , sakın işini bırakma . Önce hobinden para kazanmaya başla, ondan sonra elde ettiğin kazanç , aylık olarak maaşına denk gelmeye başlasın. Denk geldiği yerde de bırak. Ama ben onu dinlemedim. Madem dinlemeyeceksin neden akıl alıyorsun kadından değil mi? Ama işte, bazen akıl tutulması, basiret bağlanması gibi şeyler yaşanabiliyor. Biz de karı koca bunları bolca yaşadık. İlerleyen postlarda bunları da anlatacağım.
Sonuç olarak; eğer maaşlı işinizden ayrılacaksanız, iyi düşünün. Diğer yapacağınız iş, ya da hobinizle para kazanacaksanız, bu kazanç, size maaşınız kadar para getirecek mi ? Eğer cevap hayırsa, istifa edene kadar, mevcut işinizle birlikte yürütün.....
Etiketler:
alev Şenol,
banka,
bankacı,
bankacılık,
beyaz yaka,
blogger,
budva,
çocuk,
gelecek,
hesap,
iş kurma,
Karadağ,
kosgeb,
kotor,
kredi,
mevduat,
Montenegro,
müşteri,
nasıl para kazanırım,
tivat
28 Ocak 2019 Pazartesi
BEN KİMİM VE NEDEN YAZIYORUM
Öncelikle bu bir motivasyon blogu değil, seni uyarmak için ve benim yaptığım hataları yapmaman için yazıyorum canım kardeşim.
Ben eski bir bankacıyım, tam 11,5 sene bankacılık yaptım. ilk mesleğe başladığımda nasıl hevesli ve nasıl heyecanlıydım, taa ki son zamanlarda sistem tamamen tencere tava pazarlamaya , ve dışarıda görsem ortak hiç bir konu bulup muhabbet edemeyeceğim insanlarla, saatlerce mevduat için saçma sapan sohbetler ettiğimi farkedene kadar....
Evet , kolay iş yok , her işin kendine göre zorluğu var ve eminim ki sen de benim gibi bankacıysan, dünyanın en zor işini yaptığını düşünüyorsun. Ve muhtemelen müşterilerine bakıp, ya bu bile bu işleri yapıyor, bu kadar para kazanıyorsa, ben neden yapmayayım diye günde 100 kez aklından geçiriyorsun.... Ama iş öyle değil. Ben zamanla başıma gelenleri, anılarımı , ve neleri yapmaman gerektiğini sana bir bir yazacağım. Başımdan geçenler ve yaptığım hatalar sonucu bir sure bos oturdum ancak su an sakin bir hayatin keyfini çıkarıyorum.
Yazmak beni çok rahatlatıyor. Bu satırları , fenomen olayım , blogger olayım falan diye yazmıyorum . Bir yazarken, bir de dikiş dikerken çok rahatlıyorum . O yüzden geçtim klavye başına. Ve yazacaklarımla, bir kişiye bile dokuna bilirsem ne mutlu bana....
Ben eski bir bankacıyım, tam 11,5 sene bankacılık yaptım. ilk mesleğe başladığımda nasıl hevesli ve nasıl heyecanlıydım, taa ki son zamanlarda sistem tamamen tencere tava pazarlamaya , ve dışarıda görsem ortak hiç bir konu bulup muhabbet edemeyeceğim insanlarla, saatlerce mevduat için saçma sapan sohbetler ettiğimi farkedene kadar....
Evet , kolay iş yok , her işin kendine göre zorluğu var ve eminim ki sen de benim gibi bankacıysan, dünyanın en zor işini yaptığını düşünüyorsun. Ve muhtemelen müşterilerine bakıp, ya bu bile bu işleri yapıyor, bu kadar para kazanıyorsa, ben neden yapmayayım diye günde 100 kez aklından geçiriyorsun.... Ama iş öyle değil. Ben zamanla başıma gelenleri, anılarımı , ve neleri yapmaman gerektiğini sana bir bir yazacağım. Başımdan geçenler ve yaptığım hatalar sonucu bir sure bos oturdum ancak su an sakin bir hayatin keyfini çıkarıyorum.
Yazmak beni çok rahatlatıyor. Bu satırları , fenomen olayım , blogger olayım falan diye yazmıyorum . Bir yazarken, bir de dikiş dikerken çok rahatlıyorum . O yüzden geçtim klavye başına. Ve yazacaklarımla, bir kişiye bile dokuna bilirsem ne mutlu bana....
Etiketler:
banka,
bankacı,
bankacılık,
beyaz yaka,
blogger,
çocukluhayat,
gelecek,
hesap,
istifa,
iş kurma,
kosgeb,
kredi,
mevduat,
müşteri . çocuk,
nasıl para kazanırım,
yeni hayat,
yeni müşteri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
İYİ MAAŞ Mİ, RAHAT CALİSMA SARTLARİ Mİ, YALOVA DAN NASIL KAŞ A TAŞINDIK
Şimdiiiii, bence en can alıcı noktalardan birisi bu. İnsan işini , çalışacağı kurumu seçerken artı eksiler yapmalı. Ben bunu ilk olarak, Yal...
-
Kendim yapacaklarıma o kadar inanmıştım ki, çevremi de inandırmıştım. Yani derler ya önce kendine inan, bu kısımda benim zerre sıkıntım yokt...
-
Şimdiiiii, bence en can alıcı noktalardan birisi bu. İnsan işini , çalışacağı kurumu seçerken artı eksiler yapmalı. Ben bunu ilk olarak, Yal...
-
Genellikle bankacılar, iş yoğunluğu , performans yönetimi ve izleme sürecinde olurlarsa istifa etme eğilimi gösterirler. Transfer teklifleri...