Yalova da çalışırken, ticari portföy yönetici yardımcısıydım (ticari mht). Tam 4 sene o pozisyonda çakılı çalıştım. Bankacılık hayatıma başladığım andan itibaren hep ticari bankacılığa ilgi duydum. Gişe olarak çalışırken de hep ticari yardımcı olarak yükselmek istediğimi belirttim. O zamanlar, sınavı kazanmış ve atama bekliyordum. Bana ticari mht pozisyonunun yaşadığım şehir olan Bursa da açılmayacağını, sadece en yakın olarak Yalova da bu pozisyonun açılacağını ilettiler. Ben de ticari olacağı için ve Bursa ya sadece 40 dk uzaklıkta olduğu için kabul ettim. O zaman yine evlilik arefesindeydik ve eşim doğuda görev yapıyordu. Düzenimizi Yalova da kurmaya karar verdik.
Büyük hevesle gittiğim Yalova şubesinde güzel günlerim de oldu Allah için, güzel dostluklar da kazandım. Ancaaaaaak, iş bilmeden ve öğrenme hevesiyle gittiğiniz bir pozisyonda, eğer biraz acemi davranıp, kendinizi de ezdirirseniz bütün işler size kalır. Benim açımdan öyle oldu. Çok şey öğrendim, hem de çok, yapmadığım işlem yoktu, konuşmadığım birim yoktu. Hatta arkadaşlarım bana; '' Şube Google '' diyorlardı. İnanılmaz donanımlıydım. Ancak o zamanki yönetmenim sanırım yerime adam yetiştirmenin zor olacağını düşünerek benim terfiime sıcak bakmıyordu. Müdürüm ise , her performans toplantısında; '' sen yeni evlisin şimdi çocuk yaparsın'', '' senin eşin Antalya lı, sen Antalya ya tayin istersin '', '' sen çok sessizsin, satış tarafında kendini gösteremezsin '' gibi sebeplerle sürekli terfi almamı engelliyordu. Evet yeni evliydim ve eşim Antalya lıydı. Ancak ben Bursa lıydım, çocuk düşünmüyordum ki düşünebilirdim de bu bahane olmamalıydı. Yalova da evimizi de almıştık ki bu ne demek , yerleşik hayata geçmek istiyoruz. Hem bunların hepsini geçtim, ben neden kendimi savunmak zorunda kalıyordum özel hayatımla ilgili ? Beni az çok tanıyanlar bilir, sessiz miyim ? O zaman iki yanımda iki yönetici, önümde müşteri, kulağımda telefon, durmayan faks talimatları, cevaplanması gereken mailler gibi milyon tane şeyle uğraşıyordum. Sesimin çıkmasına hal mi kalıyordu acaba ? İş yerlerindeki bir diğer sorun da bu bence, işi ne kadar iyi yaptığınız değil, kendinizi nasıl pazarladığınız daha önemli. Yani bana göre, yapılması gereken bir iş varsa ve bu benim görevimse , o işin yapılması normaldir. Bunu ben iş yaptım diye bağırmaya herkese duyurmaya gerek yoktur. Sistemin hatasız çalışmasını sağlamak zaten görevdir. Ama bu da yanlış. Eğer bir yerde yükselmek ve terfi almak istiyorsanız, kendinizi göstermelisiniz. Maalesef bu böyle, siz bir şey yapmadan, takdir görmeyi beklerseniz, daha çok beklersiniz.
Neyse gelelim asıl konuya, 4 yılın sonunda Yalova da terfi alamayıp, iyice bunalınca başka arayışlara girmiştim. İlk önce sektör değiştirmeyi düşündüm. Çoook bilinen bir İspanyol tekstil markasının mağaza yöneticiliği için başvurdum. Telefonla İngilizce mülakata alındım ve başarılı oldum. Daha sonra 3 kere de yüz yüze görüşmelere gittim, hepsinde başarılı oldum. Ancak son görüşmede hem iş stresi hem sıcak hava hem de bir sürü başka şeylerle uğraşırken, çok verimli bir görüşme geçiremedim maalesef ve yapılan 4 görüşme sonunda işi alamadım. Ama o zamandan moda sektörüne yine hamle etmişim şu an yazarken farkettim :)
Daha sonra şirket içi internet sitesinde Kaş şubeye bir portföy yönetici arandığı ilanını gördüm. hemen düşündüm; Kaş !!! bana göre herkesin gitmeye can atacağı bir yer, çok başvuru olmalı, şansım olur mu acaba diye düşünürken , eşime mesaj attım. Kaş da boşluk var, gider miyiz diye. O da benim mutsuz iş hayatımdan bıkmış olacak ki, hem de Antalya olunca olur dedi.
Sonra ben artı ve eksileri düşündüm ;
| KAŞ | YALOVA |
| Küçük Şube | Büyük Şube |
| İş yoğunluğu az | İş yoğunluğu aşırı çok |
| Pazar kısıtlı | Pazar geniş |
| Yazları efsane | 4 mevsim benim için aynı |
| Çalışma saatleri daha az | Eve sadece yatmaya gidiyorum |
| Evler çok küçük | Evim çok büyük , ancak otel gibi kullanıyorum |
| İşe gitmek 5 dk | İşe gitmek 10 dk |
| trafik lambası bile yok | trafik yoğun |
| İşten sonra denize girebilirim | işten sonra denize girebilirim ama 1 mt ötesini göremem |
| Maaşım terfi ile artacak | Aynı maaşla kaç yıl daha aynı yerde kalacağım belli değil |
| Çocuk yetiştirmek için ideal | Çocuk yetiştirmek zor |
| Çocuk için imkanlar kısıtlı ama doğa var | çocuk için imkan cok ama zaman yok |
Bizim karar vermemizde en önemli etken zaman ve para oldu. Bir kere terfi alıp gidecektim , maaşım artacaktı. Yalova da buyuk bir evim ve yapacak daha fazla şeyler vardı, ama benim bunlar için zamanım yoktu. Netice de çalıştığım kurum her yerde aynı hakları veriyordu bana. O zaman neden yoğunluk içinde kendimi parçalamalıydım ? 235 m2, 5+1 deniz kenarı dublex evimizi ve tonlarca eşyamızı bırakıp, 70 m2 , 2+1 aparttan bozma bir daireye, şahsi eşyalarımız, 2 cekyat, bir dolap ve bir yatakla taşınmaya karar verdik.
Benim sorgulamalarım sanırım bu zamanda başladı ve daha sonra hep devam etti. ne istediğimi, nasıl mutlu olacağımı hep sorgulayan biri oldum. Kaş ta gerçekten de çok mutluyum. Bırakıp başka bir yere gidemedik :)
Bu benim Yalova dan, Kaş a taşınma maceramdı. benim için şartlar daha güzelleşmişti. Ha bu arada, herkes Kaş ı ister diye düşünüyordum ya, çok yanılıyormuşum, Kaş a tek tayin isteyen benmişim o sıra. Antalya - Kaş 220 km ve yaklaşık 3,5 saat, bir kısmı virajlı bir mesafe, yani öyle her aklınıza estiğinde gidemiyorsunuz. En yakın avm Fethiye, 110 km, sıkılınca gidebiliyoruz. Ben çok AVM ve sinema arayan biri olmadığım için, ayda 1 kere gitmek bana yetiyor. Kiralar biraz yüksek, çünkü burası sezonluk yer, ev bulmak oldukça zor. Kışın çok ıssız ve sessiz bir yer. Genellikle insanlar bu saydıklarımdan dolayı tercih etmiyor. Ancak çocuk yoksa ya da çocuklar küçük yaştaysa bence yaşamak ve çocuk yetiştirmek için ideal bir yer.
Hayat kısa, kuşlar uçuyor.... O yüzden bu hayattan beklentilerimize iyi karar vermek gerekir. Çok para ve konforlu bir yaşam için, gençliği feda etmek, uyumadan çalışmak, bütün enerjiyi işe vermek ve arkana yaslandığında gençliğinin uçup gittiğini görmek mi, yoksa çalışmayı, para kazanmayı bir amaç değil, yapacakların için bir araç olarak görüp, hayatın keyfini çıkarmak, kendine ve yapacaklarına zaman ayırmak, anın tadını çıkarmak, belki çok zengin paralı değil ama huzurlu yaşamak mı? Seçim sizin....